DOLAR

40,2596$% 0.13

EURO

46,7831% 0.2

GRAM ALTIN

4.317,79%0,49

ÇEYREK ALTIN

7.011,00%0,20

ONS

3.334,34%0,32

BİST100

10.205,56%-0,19

BİTCOİN

4788529฿%1.66946

a

Satın alma dünyası 400’ü aşkın katılım ile TÜSAYDER zirvesinde buluştu

TÜSAYDER tarafından düzenlenen 13’üncü Satın Alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi 400’ü aşkın sektör profesyonelinin katılımıyla gerçekleşti. Zirvede, küresel belirsizlikler karşısında satın alma fonksiyonunun stratejik bir güç merkezine dönüştüğü vurgulandı. Kadın liderliğin yükselişi öne çıkarken, yapay zeka destekli dönüşüm dikkat çekti. Türkiye’ye ilişkin “az tasarruf, çok tüketim” gerçeği öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

Türkiye’nin satın alma ve tedarik yönetimi alanındaki çatı kuruluşu TÜSAYDER tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Satın Alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi (STZ’26), iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. “Satın almanın yeni çağı” temasıyla gerçekleştirilen zirvede, küresel ekonomik dalgalanmaların şirketler üzerindeki etkileri ele alınırken, satın alma fonksiyonunun giderek daha stratejik bir rol üstlendiği vurgulandı. Zirvede ayrıca kadın liderliğin kriz dönemlerindeki önemi, yapay zeka ile otonom satın alma süreçleri ve Türkiye ekonomisine ilişkin güncel değerlendirmeler öne çıktı.
Zirve, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Mehmet Sarıdoğan, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz, Ekonomist Mert Başaran, SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem, KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, ATC Grup YKB, UTİKAD Geçmiş Dönem Başkanı Ayşem Ulusoy, Alışan Lojistik CEO Damla Alışan, Mindzie CEO James Henderson, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi Şenol Altuntaş, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi – Genel Sekreter Ali İhsan İman, Yıldız Holding Hissedarı Ali Ülker, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi Serhat Karaman, PwC Türkiye Yönetim Danışmanlığı Şirket Ortağı Dr. İsmail Karakış ve FursaGroup Pazarlama Satınalma Müdürü Mehmet Ortaç’ın katılımı ile gerçekleşti.
“Yeni çağın satın alması daha çevik olmak zorunda”
Zirvenin açılışında konuşan TÜSAYDER Satın alma Profesyonelleri ve Yöneticileri Derneği ve Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Mehmet Sarıdoğan, “Petrol fiyatlarındaki ani yükselişler ve lojistik hatlardaki tıkanıklıklar artık sadece bir operasyon sorunu değil, doğrudan bir nakit akışı sorunudur. IIF verilerine göre 348 trilyon dolara ulaşan küresel borç stoku ve WTO’nun mal ticareti büyümesini yüzde 0,5’e çekmesi, sanayi şirketleri için yeni bir devrin ilanıdır. Bu zorlu tabloda satın alma birimleri, şirketlerin nakit akışını yöneten bir finansal kalkan ve kurumsal dayanıklılığın tasarım ofisi haline gelmiştir. Bugün küresel ekonomi daha dalgalı. Jeopolitik hatlar daha kırılgan. Tedarik zincirleri daha hassas. Enerji, emtia, lojistik, kur ve finansman baskısı artık şirketlerin gündelik gerçeği haline gelmiş durumda. Böyle bir çağda satın alma artık arka planda duran bir destek fonksiyonu olamaz. Satın alma artık oyunun kenarında değil, tam merkezindedir. Çünkü satın alma; maliyeti etkiler, riski, nakit akışını, üretim sürekliliğini, müşteri memnuniyetini etkiler ve doğrudan şirketin rekabet gücünü belirler. Yeni çağın satın alması; daha çevik, daha görünür, daha entegre, daha teknolojik ve en önemlisi daha stratejik olmak zorunda” şeklinde konuştu.
“Yapay zeka şirketlerin verimliliğini artırıyor”
Sarıdoğan, “Zirvede çok önemli isimleri de ağırlıyoruz. Zirvenin ana omurgası, tedarik zincirinin kırılganlığında yapay zeka gibi yeni teknolojilerin nasıl kullanıldığını, özellikle birkaç oturumda çok iyi vurguladık. Amerika’dan gelen misafirlerimiz var. Yapay zeka üzerinde çalışan kişiler burada yaptıkları çalışmalar hakkında bize bilgiler verdi. Son dönemde gördük ki; Endüstri 4.0’la birlikte, 2011 Hannover Fuarı’ndan başlayan bu dönüşümle birlikte yeni teknolojiler, özellikle yapay zeka şirketlerin verimliliğini yüzde 20 oranında artırıp karlılıklarına yüzde 4 ila yüzde 10 arasında etki ettiğini hep birlikte gördük, test ettik, anladık. Özellikle bu tarafta bu zirvenin içinde satın almacılara, tedarik zinciri uzmanlarına, lojistik uzmanlarına biz bunları nasıl uygulayacaklarını, sistemlerine nasıl entegre edeceklerini anlattık” dedi.
“Satın alma, sürdürülebilirliğin kalbidir”
TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz ise açılış konuşmasında, “Satın alma sadece maliyet yönetimi değildir. Satın alma, stratejidir. Satın alma, risk yönetimidir. Satın alma, sürdürülebilirliğin kalbidir ve şirketlerin rekabet gücünü belirleyen en kritik fonksiyonlardan biridir. Bugün dünyaya baktığımızda; jeopolitik riskler, tedarik zinciri kırılmaları, dijitalleşme, yapay zeka hepsi aynı anda oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Artık eski reflekslerle yönetilen satın alma organizasyonları ayakta kalamaz. Yeni reflekslere ihtiyaç ise satın almada kadın yöneticilerin varlığını güçlendiriyor. Araştırmalar gösteriyor ki kriz dönemlerinde kadın liderlerin yetkinlikleri erkek liderlerin önüne geçiyor. Şirketlerin ve tedarik zincirlerinin en güçlü sigortası kadın liderler haline geliyor. Bugün şirketlerin önündeki en büyük engel sadece dış ekonomik faktörler değil, yönetimdeki çeşitlilik eksikliğidir. ’Kırık Basamak’ dediğimiz o terfi engelleri, aslında şirketlerin dayanıklılık reflekslerini zayıflatıyor. Tedarik zinciri artık sadece bir matematik hesabı değil. Aynı zamanda yüksek empati, kriz anında hızlı manevra kabiliyeti ve etik duruş gerektiren bir ekosistem. Küresel krizler gösterdi ki; kadın liderler belirsizlik altında daha ihtiyatlı ancak daha kararlı adımlar atıyor. Şirketlerin ‘cam tavanları’ kırması artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil, 2026’nın çalkantılı ekonomisinde hayatta kalmak için stratejik bir zorunluluktur. Biz TÜSAYDER olarak, satın almanın mutfağındaki kadınların, tedarik zincirinin yeni ‘Demir Leydi’leri olarak sektörü dönüştüreceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Kadınlar riskleri ve krizleri daha rahat yönetebiliyorlar”
Bu dönemin kadın ya da erkekten ziyade paylaşımcı, ortak fikirli, ortak akılla hareket etme dönemi olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Kadının da yetkinlikleri farklı, erkeklerin de farklı. Gitgide büyüyen üyelerimiz ve üye gruplarımız sayesinde çok ciddi boyutta bir alana yayıldı TÜSAYDER’in ismi. Bunun da tabii en büyük özelliği kadın ve erkek olmak üzere sevgili Mehmet Başkan’la ortak hareket etmemiz, sorumlulukları paylaşmamız. Şirketlerin önündeki en büyük eksiklik zaten çeşitliliğin az olması ve bu noktada da kapsayıcılığın az olması. Bu sebeple zaten bizler de şunu çok net görebiliyoruz. Hem globalde hem Türkiye’de artık kapsayıcı, daha geniş kapsamlı, daha geniş açılımlı bir yönetim tarzına geçiyorlar. Çünkü kadınlar riskleri ve krizleri daha rahat yönetebiliyorlar. Bunun dışında da tabii Türkiye’de de güzel gelişmeler var. Türkiye kadın liderliği konusunda yüzde 41.8’lik bir oran ile 35 ülke arasında 6’ncı sırada yer alıyor. Araştırmaya göre yine Türkiye yüzde 39 küresel ortalamanın da yüzde 32.9 olan küresel ortalamanın 8.9 puanla, yüzde 34.9 olan Avrupa Birliği ortalamasının 6.9 puan üzerinde konumlanıyor. Yani bunun anlamı şu; aslında biz hem genetik faktörlerimiz hem de kendi yapımızla beraber aslında kadın liderliğini çok önemsiyoruz ve gitgide de bu konuda ilerliyoruz” diye konuştu.
“Az tasarruf yapan buna karşılık çok tüketen bir toplumuz”
Zirvenin ilk oturumunda küresel çalkantıların Türkiye yansımalarını masaya yatıran Ekonomist Mert Başaran, “Belirsizlik ortamında doğru konumlanmanın ve risk bazlı kategori yönetimi çok önemli. Dünyada zenginlik artıyor, orta sınıf eriyor çoğu da ekonomik olarak alt sınıfa gidiyor. Paranın belli bir kesimde toplanması nedeniyle artık tasarruf, ülkemiz için olmazsa olmaz bir konu oldu. Bu kadar az tasarruf yapan ve buna karşılık çok tüketen toplum çok az gördüm. Ortadoğu’da birkaç ülke var. Bunu Demirel güzel bir cümleyle aktarmıştı. “Türkiye Hindistan gibi kazanıyor, Belçika gibi yaşıyor.” Çok doğru. Serpme kahvaltı kültürümüz Afrika’yı doyurur. Değişime gitmek gerekiyor. Eğitim sisteminde de bir adım atılarak finansal okuryazarlığın okullarda öğretilmeye başlanacak” şeklinde konuştu.
Para biriktirmenin en iyi yolunun enflasyon olan ülkelerde borçlanmak olduğunun altını çizen Başaran, “Ancak bu şekilde yatırım yapmanın mümkün değil. Küçük bütçelerle yatırımlarınızda adım adım ilerlediğinizde büyürsünüz. Yapacağım diye bekleyen olduğu yerde kalır. Eğitim sistemi yatırım yapma kapasitesini desteklemiyor. Bilgi düzeyiniz arttıkça yatırım refleksi azalıyor. Beklentisi eğitimi yüksek insan harekete geçemiyor. Enflasyon olan ülkelerde en büyük sorun nakitte durmaktır. Para biriktirilmez önce mal alınır borçlanılır sonra borç ödenir. Bekleyerek değil adım adım yatırım yaparak hareket edilmeli” dedi.
“Küresel kriz Türkiye için fırsata dönüşebilir”
Son olarak dünya çapında çok ciddi bir enerji krizi ortaya çıkacak gibi gözüktüğünü ifade eden Başaran, “Bununla beraber global bir enflasyon olabilir. Global bir enflasyonla tüm dünyadaki enflasyonun bize sıçramasıyla gelecekte daha da büyük enflasyonla uğraşıyor olabiliriz. Bunlar işin kötü tarafları, herkesin konuşabileceği taraflar. Asıl soru biz ne yapabiliriz? Burada yine bir olumluluk yakalamamız lazım. Aslında burada da bir fırsat var. ABD ile Çin arasındaki ekonomik rekabet nedeniyle, Amerika’nın üretim ve tedarik zincirlerinde Çin’e bağımlılığı azaltma politikası öne çıkıyor. Bu süreçte Türkiye ve Polonya gibi coğrafi konumu avantajlı, üretim potansiyeli yüksek ve görece daha rekabetçi maliyetlere sahip ülkelerin, Çin’in küresel üretim pastasından daha fazla pay alma fırsatı bulunuyor. Bu sayede biz çok daha büyük atılımlar yapabiliriz. Çok daha iyi yönetirsek bu dönemi, her şey bittiğinde daha fazla karla çıkmış, daha çok üretimden, pastadan fayda almış bir Türkiye görebiliriz” diyerek sözlerini tamamladı.
“Kadın istihdamı artmadan girişimcilik gelişmez”
Zirvenin kadın liderler oturumunda açıklamalarda bulunan KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, “KAGİDER girişimcilik adına bir sivil toplum kuruluşu. Fakat sadece kendi ekosistemimiz içinde faaliyetler göstermiyoruz. Çünkü aileden gelen bir doku yoksa genelde üniversite sonrası özel sektör, kamu ve yerel yönetimlerde iş tecrübesi kazanıp bununla ilgili sermayesini biriktirip girişimci olma yolculuğu başlıyor. Dolaysıyla kadının istihdam da olma oranını arttırmamız gerekiyor ki potansiyel girişimciler olsun. Bu dönemde ben kızımı çalıştırmayacağım diye bir şey kalmadı. Bizler istihdam da oranların artacağını düşünüyoruz. Yani 3 kadından 2’si ekonomiye katkı sağlayacak” dedi.
“Kadın liderlik artık bir tercih değil zorunluluk”
SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem ise, “Kadın liderlerin var olması, iyi olma hali falan değil. Yani biraz bu bir formül. Bunları araştırmalar, denetçi firmalar da gösteriyor. Yani bu artık rekabet için, özellikle kurumların daha dayanıklı olabilmesi için ve özellikle büyüme için bir gereklilik, olmazsa olmaz. Karar mekanizmalarında daha fazla kadının olması önemli. Kadın liderliğinin sadece ve bir temsil meselesi olduğunu söyleyemeyeceğim. Yani temsiliyet falan değil artık. Bir kalkınmanın ve bir dönüşümün; bu şirkette de olur, bu aile içinden bile başlar, şirkette olur, bırakın onu toplumsal gelişme için çok büyük bir gereklilik” diye konuştu.
“Tedarik zincirinin merkezinde hala insan var”
UTİKAD geçmiş dönem başkanı Ayşem Ulusoy ise yapay zekanın yükselişine rağmen 21’inci yüzyılın merkezinde hala insanın yer aldığını vurgulayarak, “Tedarik zinciri aslında bir insan zinciri. Lojistik sektörü ise büyük ölçüde erkek egemen ve yönetim kurullarında kadınlar sadece yüzde 18 oranında temsil ediliyor. Biz bu konuyu bir ‘kadın sorunu’ olarak ele almadık. Tam tersine, kadınların liderlikte oluşturduğu değere odaklandık. Kadın lojistikçilerin karar mekanizmalarında yer almasının şirketler üzerinde çok güçlü ve olumlu bir etkisi olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.
“Lojistik erkek işi değil kadınlara daha uygun
Son olarak Alışan Lojistik CEO’su Damla Alışan, “Ben bu sektöre ‘6 ay bakarım’ diye başladım ama 31 yıl olmuş. Bugün artık global bir yapının parçasıyım. 30 yıl önce lojistikte kadın sayısı neredeyse yok denecek kadar azdı. Hatta bir toplantıda beni görünce yanlış yere geldiğini düşünüp çıkan birini hatırlıyorum. Sektör zamanla gelişti, eğitimli insan kaynağı arttı ama hâlâ erkek egemen bir yapı var. Avrupa’da da durum çok farklı değil; ‘Women in Logistics’ gibi platformlarla bu alan destekleniyor. Ben şuna inanıyorum: Lojistik erkek işi değil, aksine kadınlar için çok uygun bir alan. Çünkü detay, organizasyon ve empati gerektiriyor; yani aslında kadınların güçlü olduğu yönleri barındırıyor” dedi.
Ezber bozan kadın liderlerden sürdürülebilirlik vizyonu
Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde gerçekleşen ikinci oturumda; Emine Erdem (SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı), Esra Bezircioğlu (KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı), Ayşem Ulusoy (ATC Grup YKB, UTİKAD Geçmiş Dönem Başkanı) ve Damla Alışan (Alışan Lojistik CEO) gibi önemli isimlerin katılımıyla gerçekleşti. Oturumda iş dünyasında liderliğin evrimi tartışıldı. Kadın liderlerin kriz anlarındaki direnç yönetimi ve sürdürülebilirlik vizyonunun kurumsal performans üzerindeki çarpan etkisinin ele alındığı panelde, liyakat esaslı bir yönetim modelinin cam tavanları kırmadaki rolü üzerinde duruldu.
Otonom satın alma ve yapay zeka devrimi
Öğleden sonraki oturumlarda ise satın almanın teknolojik geleceği konuşuldu. Mindzie CEO’su James Henderson’ın katılımıyla gerçekleşen Agentic Procurement oturumunda, yapay zekâ ve süreç madenciliği ile otonom satın almanın nasıl mümkün olduğu canlı örneklerle gösterildi. Veriden karara giden süreçte otomasyonun sağladığı tasarruf fırsatları katılımcılarla paylaşıldı. Zirvenin final bölümünde ise Ali Ülker, kuşaklar arası satın alma yönetimi ve değer odaklı iş modelleri üzerine ufuk açıcı bir perspektif sundu.
Özellikle regülasyonların sıkılaştığı, ESG beklentilerinin yükseldiği ve tedarik risklerinin çeşitlendiği bir dönemde; satın almanın “etik duruş” ve “şeffaflık” üzerinden güven inşa eden bir iş modeli kurgulaması kritik hale geldiği vurgulandı. İş dünyasının ünlü isimlerinden Ali Ülker, zirvede gerçekleştireceği bu özel oturumda; etik temelli karar mekanizmaları, tedarikçi geliştirme ve dijital dönüşümün satın alma süreçlerindeki kritik rolüne dair önemli açıklamalarda bulundu Bu oturum kurumların satın almayı 2026’nın rekabet koşullarına uyarlaması için somut bir dönüşüm perspektifi sundu.
TÜSAYDER’den sektöre iki yeni veri seti haberi
Zirve kapsamında TÜSAYDER, satın alma profesyonellerinin karar alma süreçlerini bilimsel temele oturtacak olan Kategori Risk Skoru ve Tedarik Süresi Oynaklığı veri setlerini ilk kez kamuoyuna tanıttı. Bu yeni ölçüm modelleriyle şirketlerin emtia, kur ve lojistik risklerini önceden hesaplayarak proaktif önlemler alabilmesi hedefleniyor. 11 Nisan’da yazılan bu yeni ekonomi anayasası, Türk iş dünyasının küresel rekabetteki gücünü artıracak stratejik bir rehber niteliği taşıyor.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

ETİ’den kurak iklim koşullarına dayanıklı yerli buğday çeşidi

HIZLI YORUM YAP